the truth is out there!

5 Mart 2010 Cuma

Bloodstain...

İşler yoluna girdi. Arabamdan cıkan motor sesinden bunu anlayabiliyorum. Tek sorun, arkamda olmadığını varsayan sessizlikte peşimden gelen polis arabası. Tedirginim. Dikiz aynamı söküp pencereden fırlatmak isityorum ama hiç sırası değil. Torpidomdaki silahtan çok, hemen yanındaki sakıza ihtiyacım var.  Bir ceset kadar sakin olmalıyım. Kanım akmamalı. En önemlisi sorularını cevaplayabilmeliyim ama arka koltuktaki kanlar içinde cansız bir bedeni nasıl acıklayabilirim. Sağa sinyal verip, viyadükten aşağıya uçmalıyım belki de sakince. Karımı unutmuş olsam benzin istasyonunda ve el freniyle geri dönsem dikkat çeker miyim?
Otostop çeken birileri için neler vermezdim.
Birinin kabusu olmalı yaşadıklarım.
Müziğin sesini açmalıyım.

Maybe I can help you?

How should you feel
When you've felt everything you can feel
And you still feel unreal?

How should you feel
When you've felt everything you can feel
And you still feel unreal?
You're unreal
How do you feel? 

God knows you're lonely souls

Bu gece yalnız ölüyorum, herşeyden uzakta ve bunu kimsenin bozmasına izin vermiycek kadar kararlı.
Arka koltuktaki cesetle yer değiştiriyorum herşeyi göze alarak. Birlikte daha fazla ceset olabilmek için.

Daha donuk gözler, daha koyu kırmızı bir gelecek.
Ellerimi direksiyondan çektiğimden beri ters giden hiçbişey olmadı. Sarı şeritlere fren izleri karışmadı.
Sadece paranoya bir insanı daha öldürmeye karar verdi
Hepsi bu.

1 yorum: