the truth is out there!

3 Mart 2010 Çarşamba

whatever works

         Sokakta birşeyler oluyor, bense sadece bu soğukta elimdeki sigara sönmesin diye anlamsız nefes nefeseyim.

         Herşeyden uzakta boşlukta asılı duran bir ev var, görüyorum, sol gözümdeki bütün acıya inat görebiliyorum.içinde odunla ısınmaya çalışan bir klübede küçük bir kız, ailesine inat, boşlukta sallanan salıncağında, karşısında içinde balıkçılarla dolu bir deniz hayal ediyor. Balıkçıların berelerini görebiliyorum. Saçlarını hep zor bir gün geçirecekmiş gibi sıkı sıkı örüyor annesi hersabah, ürkek ve korkmuş gözlerle. Kimse elinden tutmuyor yalnızlığının. Onunsa ellerinde tutabildiği bir ip var sadece. Eğer burda olsaydın O'nu kaçırabilirdik. Kaçırıp ailesine hibe edebilirdik. 

         Bu sefer düz bir yol var karşımda, içinde çilek ağaçları... Biraz da votkayla kusursuz bir yol olabilirdi. Olamıyor... Olamıyorsa eğer dogru yolda oldugumu hatırlıyorum. gokten kemik yağmıyor ve bende zaten kendimi şanslı hissetmiyorum. 

         Bir kurbağa ingiliz aksanıyla ''vrak''lıyor. Themes nehrinden ne kadar uzak olduğumuzu sormaya çalıştığını varsayıp, ben de kendi aksanımla ''çook'' diyorum. Umutsuzluktan olsa gerek sadece bir kez daha zıplayabiliyor. Gülmemek için elimdeki elmayı ısırıyorum ya da O'nun öyle hissedebilmesi için bir numara daha diyelim. Uzaklaşırken kurbağalarla iyi anlaşabildiğimi farkediyorum. Bu karanlıkta hiçbir şey komik gelmiyor ama. 

Dünyanın en ağlak adamı şarkı söylüyor yine..

Complement the atmosphere, fill the ground with all our tears...

Güneş bu kez de üzerime doğuyor.

İnsanlar kendini haklı çıkarabilsinler diye köprüler inşa ediliyor.
Altından sular akabilmesi için

Din icat ediliyor.
Herşeyden habersiz bir çocuk 
ailesinden görmediği ilgiyi,
sokaktaki başka bir veledin tokatından görüyor.

Hükümetse tanrıdan daha yüksek bir yerden 
seni kontrol ediyor.

Frued, telefonlarına cevap vermiyor.
Nietzche, Salome'un peşinde. 
Einstenin'in kafası karısık.
Hepburn, yatak odasındaki aynanın karsısında mutsuz.
Hayyam, Mevlana'yla aylak aylak tavla oynuyor.
Bir tek Atatürk var.
O'da artık sadece filmlere konu oluyor.

Sokakta bir şeyler oluyor ve sen herşeyin yanından geçiyorsun sadece...




 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder